23 Ekim 2012 Salı

Müzik beyni nasıl etkiliyor ?

 


             





                                               https://my.vanderbilt.edu/musicandmind/files/2011/08/brain-with-music-from-Denise.jpg    





Aslında müzik ile beyin arasındaki etkileşimi araştırma fikri, bugüne kadar duyduğum ve bizlere gelen birçok bilginin, ne kadar doğru ve bilimsel olduğunu anlamak ve kendi içimdeki soruları yanıtlamak için doğdu. Bu bilgileri bilimin değişik alanlarında yapılan araştırmalar , bilim insanların ulaştıkları sonuçları ve konuya bakış açılarını, elimden geldiği kadar sizlere aktarmaya çalışacağım.

Öncelikle ‘’ Müzik ruhun gıdasıdır ‘’  ile başlamak istiyorum.  Neden herkesin öncelikle aklına gelen ve en çok kullanılan söz bu. Gerçekten de müzik ruhun gıdası mı ? ya da nasıl bir gıdadan bahsediyoruz. Bu arada müzik ruhun gıdası ise neden biz müzisyenler en kolay ve çok ruhsal problemler yaşayan meslek guruplarından biriyiz ? Gıda fazla mı geliyor bizlere ? 

Eminim sizlerin de kafasında birçok soru vardır ve bunların cevabını merak ediyorsunuzdur.  İçinizden duyduğunuz bazı bilgiler karşısında bunların ne kadar doğru olduğu hakkında kuşkularınız olmuştur. Haksız değilsiniz. Günümüz de insanlar her konuda bilimsel kanıtlar istiyor. Geçmişte yaşayan çok önemli bilim insanları bu konuları araştırıp bazılarını ortaya koysalar da bizler bilgisayarlarla ve görsel verilerle  desteklenmiş sonuçları görerek ancak inanıyoruz ve kuşku içimizden biraz olsun kalkabiliyor.  

Şöyle başlığa baktığınız da gizemli,  karmaşık ve aynı zamanda da ince nüanslardan oluşan , insanın ruhsal ve fiziksel hayatın da rol oynayan iki büyük başlık görüyoruz.  ‘’Müzik ve beyin’’

Kaynaklar müziğin ilkel kabilelerden bu yana insanları tedavi etmek amacıyla kullanıldığını söylüyor.   Müzisyenler ve büyücü hekimler,  müzik ve dansı kullanarak hastaları bir trans ve hipnoz haline sokarak  yardım etmeye çalışmışlar ve bazı durumlarda da faydalı olmuşlardır.  Bu büyücü hekimlerin kullandıkları bazı teknikler günümüzde dünya üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda aktarılmaya ve kullanılmaya başlamıştır.

Bizim tarihimize baktığımızda müzikle tedavi etkin rol oynamıştır. Anlayacağınız biz bu işin öncülerindeniz.

M.S. 834-932 yılları arasında yaşayan türk bilgini Ebu Bekir Razi, melonkoli üzerine yazdığı bir eserde: “... melankolik hasta kesinlikle meşguliyetle tedavi edilmelidir. ... melankolik hasta balık tutma veya avlanma gibi eğlenceli işlerden biri ile uğraşmalıdır. Mümkünse çeşitli oyunlara alıştırılmalıdır; huyunu, ahlakını, davranışlarını beğendiği ve sevdiği kimse ile buluşup görüşmeli özellikle güzel sesle okunan şarkılar dinlemelidir.”  diye yazmıştır.

Farabi (870-950) farklı makamların, farklı rahatsızlıklar üzerinde etkileri olduğundan bahsetmiştir:

Rast makamı: İnsana neşe, huzur verir.
Rehavi makamı: İnsana sonsuzluk fikri verir.
Küçek makamı: İnsana  duyarlılık  verir.
Büzürk makamı: İnsana çekinme, sakınma duygusu verir.
İsfahan makamı: İnsana hareket kabiliyeti ve güven hissi verir.
Neva makamı: İnsana lezzet ve ferahlık verir.
Uşşak makamı: İnsana gülme hissi verir.
Zirgüle makamı: İnsana uyku hali verir.
Saba makamı: İnasana cesaret, kuvvet verir.
Buselik makamı: İnsana kuvvet verir.
Hüseyni makamı: İnsana sulh  sükunet, rahatlık verir.
Hicaz makamı: İnsana alçak gönüllülük verir.

Biraz garip ve uçuk geliyor ilk okuduğunuzda. Nasıl olurda makamlar ve ya diziler insanın psikolojisini kolayca değiştirebilir ve ya bazı rahatsızlıkların tedavisnde etkin rol oynayabilir.

Bu konularda çok değerli yerli ve yabancı bilim adamlarının araştırmaları neyse ki mevcut. Müzik ile tedavinin hastalıklar da kullanılmasıyla ilgili ilk araştırmaların M.Ö 570 – 495 yıllarında yaşamış olan filozof ve matematikçi olan Pisagor ( Pythagoras) tarafından başlandığı ve bu fikrinin o dönemlerde uygulandığı kaynaklarca anlatılır.Ve yavaş ve çekingen adımlarla da olsa . Tıp dünyası da bu tür araştırmalara yatırım ve destek vermeye hatta birçok konuyu da bilimsel yollarla kanıtlama yoluna gitmeye başlamıştır.  

Kanada McGill üniversitesi profösörlerinden Dr. Daniel Levitin ve New York tıp fakultesi profösörlerinden yazar, nörolog Prof.Oliver Sacks müzik ve beyin üzerine çok değerli araştırmalarını sürdürmektedirler. Türkiyede de Dr. Oruç Güvenç, Dr. Adnan Çoban , Lowa Üniversitesi Çocuk nörolojisi öğretim üyelerinden Dr. Bahri Karaçay da müzik ve beyin üzerine çok önemli araştırmalar yapmaktadırlar.

Peki en basit şekilde müziğin insan beyni üzerindeki etkisini nasıl anlayabiliriz.
Gayet kolay hepimizin bildiği ve yaşadığı şeyler. Bu annelerin bebeklerine söylediği ninnilerle başlıyor ve devam ediyor.

Düşünsenize girdiğiniz bir müzikli ortam da bir bakıyorsunuz birbirini tanımayan birçok insan şarkıları bir ağızdan söylüyor, eğleniyor, bazen de dertleniyorlar. Askere gidenler hatırlar , çavuş eğitime çıkarttığın da herkes sanki son nefesini veriyormuş gibi yolun nasıl biteceğini düşünerek yola çıkar ama birden uygun adımla şarkı, türkü ve ya marşlar söylenmeye başladığında 10 dakika önceki halden eser kalmamıştır. Gittiğiniz tüm spor karşılaşmalarında yapılan tezahüratları dinleyin hepsinde müzik mevcuttur.

 Televizyonda ki reklamları, filmleri, haber programlarında gösterilen olaylar arkasında gelen müziğin gücünü bir düşünün. Ve ya bunların hepsini müziksiz düşünün etkileri nasıl olacaktı acaba. Müzik sanki hepsine bir ruh, can katıyor. Evet de nasıl oluyor bunlar ? 

Davranış Nörolojisi Uzman doktor Gülüstü Kaptanoğlu  araştırdığım konuların nöroloji ile ilgili kısmında bizleri aydınlatacaktır .

‘’Müziğin algılanmasını ve üretimini sağlayan nörolojik işleyiş, dile ilişkin süreçlere paralellik göstermektedır. Ayrıca melodilerin beyinde işlenmesinde sağ hemisferin özelleşmiş olduğu kabul edilmektedir.
İnsanları etkilediği bilinen bazı klasik parçaların dinletilmesiyle yapılan bazı fonksiyonel görüntüleme araştırmaları göstermiştir ki, bu esnada beynin duygulanım ve ödül/motivasyon ekseni sayılabilecek bölgelerinde kan akımı artmaktadır. Gene benzer şekilde etkileyici müzik eserlerini dinleme sırasında beyinde striatum bölgesinde artmış dopamin salınımı yakın zamanda yapılan PET (pozitron emisyon tomografi) çalışmaları ile gösterilmiştir. Alzheimer hastalarında yapılan bir çalışmada müziğin biyolojik ritmi düzenleyen Melatonin seviyelerini artırdığını ve hastalara sükunet verdiği bulunmuştur. Gene kulağa güzel gelen müziğin serotonin salgısını artırdığını gösteren çalışmalar yapılmıştır. Pratik bir klinik çalışmada da anestezi öncesi sakinleştirici bir ilaç olan midazolam’a kıyasla müzik dinlemenin daha sakinleştirici olduğu kanıtlanmıştır.’’

Dr.Gülüstü Kaptanoğlunun bahsettiği gibi müziğin hormonlar üzerindeki etkisi yapılan araştırmalar ile gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. Yapılan tetkikler, özellikle FMR görüntüleme sistemleri bizlere bu konularda çok önemli bilgiler sunmaktadır.

Bir sonraki yazıda bunlardan bahsetmeye çalışacağım.

Sevgi ve müzikle kalın.

Deniz Baysal







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Translate

Popular Posts